göbeklitepe

Göbeklitepe Tarihi ve Gizemleri Nedir? Göbeklitepe Hikayesi

Göbeklitepe sadece arkeoloji için değil tüm insanlık tarihini yakından ilgilendiren bir bölge olduğu için son yıllarda salt Türkiye’nin değil dünyanın da ilgi odağı olmuş durumdadır. Göbeklitepe üzerine her geçen gün yapılan araştırmalar, kitaplar, belgesel ve dizi projeleri artmakta, bu sayede insanlık tarihi için son derece önemli olan bu özel alana ilgi gösterenlerin sayısında artış görülmektedir. Göbeklitepe’nin öneminin tam olarak ne olduğunu, niçin insanlık tarihi için önemli olduğunu öğrenmeniz halinde insanlar için hâlâ gizemini koruyan bu özel yer hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Dünya’nın en önemli ve gizemli yeri için genelde Mısır Piramitleri ya da Stonehenge ilk akla gelen yerler olsalar da Göbeklitepe, onlardan çok daha önce yapılmış ve insanlık tarihinin ilk yerleşim yeri olmasının yanı sıra ilk tapınağının da olması ile öne çıkan bir yerdir. Günümüzden yaklaşık 12 – 13 bin yıl önce yapılmış olan Göbeklitepe, ziyaretçilerine unutulmaz bir tarih yolculuğu sunarken aynı zamanda da ilk insanların doğayla nasıl bir ilişki kurduklarını göstermektedir. Bu bakımdan, Türkiye’de bulunan Göbeklitepe’yi ziyaret etmeniz, eşsiz bir tarih bilgisi sunacağı kadar aynı zamanda da tarihe ve insanlık tarihine olan ilginizin artmasına neden olacaktır.

Göbeklitepe Nedir?

göbeklitepe tarihi

Göbeklitepe nedir sorusunun öneminden söz etmek için öncelikli olarak insanlık tarihinde oynadığı role dikkat etmek gerekmektedir. İnsanlık tarihi her yeni keşif ile birlikte yeniden yazılmakta, aynı zamanda da insanlığın gelişim evrelerine ışık tutmaktadır. İnsanın hangi koşullarda ortaya çıktığını ve hangi düşünsel evreleri gerçekleştirdiğini görmek, yaşayan her insanın merak etmesi gereken, önemli soruların başında gelmektedir.

Göbeklitepe de bu tür sorulara yanıt vermek, insanlık tarihine ışık tutmak için son derece önemli bir konuma sahiptir. Göbeklitepe nin bulunduğu şehir günümüz Şanlıurfa il sınırları içerisinde yer alan, şehir merkezinin 18 kilometre doğusunda bulunan kazı alanıdır. Şehir merkezinden ulaşımın son derece kolay olduğu Göbeklitepe’nin bulunuşu ile birlikte insanlık tarihinin başlangıcı yeniden yazılmıştır.

Göbeklitepe hikayesi, Neolitik Dönem olarak adlandırılan ve Son Buzul Dönemi sonrasında insanların ilk yerleşik hayata geçtikleri yerler olarak başlamaktadır. Günümüzdeki kazılara göre bu dönemde insanların göçebe yaşamı bırakmalarına dair en iyi örnek niteliğindedir. Bilindiği gibi insanlık tarihinin ilk safhalarında hem yemek hem de iklim koşulları nedeniyle göçebe bir yaşam sürülmüştür. Göçebe yaşamın olumsuzluğu ve pek çok soruna sebep olması nedeniyle insanlar yerleşik hayata geçmeye başlamışlar, yerleşik yaşama geçişleriyle birlikte tarım, mülkiyet, bina, kültür, inançlar gibi günümüze değin süren pek çok özellik kazanmışlardır.

Göbeklitepe bölgesinde yerleşik yaşama geçen insanlar ile birlikte uygarlık tarihi açısından son derece önemli gelişmeler yaşanmaya başlamıştır. Avcı – toplayıcı  yaşamdan üretime dayalı kültüre geçiş yapılmıştır. İlk yerleşim bölgelerinden olduğu tespit edilen Göbeklitepe’nin insanlık tarihi için önemi budur. Göbeklitepe tarihi olarak yerleşik yaşama ilk geçen insanların nasıl yaşadıklarını, yapılarının ne olduğunu ve hangi kültürel özelliklere sahip olduklarını günümüz insanlarına göstermektedir.

Göbeklitepe Nasıl Keşfedildi?

gobeklitepe nerede

Arkeoloji göz önünden farklı sebepler ile çekilmiş tarihi kalıntıları inceleyen bilim dalıdır. Arkeologların temel görevi, insanlık tarihi için aydınlatıcı olacak bilgilere ulaşım sağlamalarıdır. Özellikle yazının olmadığı ilk dönemlere dair bilgiler son derece kısıtlıdır. Çünkü bu dönemdeki insanların nasıl yaşadıklarına dair elde yeterli kanıtların bulunmaması nedeniyle sorunlar oluşabilmektedir. Bu durumlarda insanlık tarihi eldeki mevcut veriler temel alınarak hazırlanmaktadır. Ancak Göbeklitepe’nin arkeologlar tarafından keşfedilmesi ile insanlık tarihi için yeni sayfalar da gün yüzüne çıkmıştır.

Göbeklitepe üzerinde ilk araştırmalar 1963 yılında Türk ve Amerikalı arkeologların çalışması ile yapılmıştır. Ancak dönemin siyasi şartları gereği araştırma üzerinde fazlasıyla durulmamış, yeterli saha çalışması yapılmamıştır. Aradan yirmi yıl geçtikten sonra yani 1983’te ise arazide hayvanlarını otlatan bir çobanın sütunlara rast gelmesi ile Göbeklitepe’den haberdar olunmuştur. Gerekli işlemler sonrasında bölgenin açığa çıkarılması için Prof. Klaus Schmidt ve eşi Çiğdem Köksal Schmidt görevlendirilmiştir. Zor şartlar altında çalışarak Göbeklitepe’yi açığa çıkarmışlar ve insanlık tarihinin yeniden yazılmasını sağlamışlardır. Kazının yapılmasından hemen sonra tüm dünya bölgeyi merak etmeye başlamış ve hakkında akademik çalışmalar baş göstermiştir.

Göbeklitepe Niçin Önemlidir?

urfa gobeklitepe

Göbeklitepe’nin önemi günümüz buluntuları arasında dünyanın en eski anıt yapısına sahip olmasıdır. Aynı zamanda bu anıt yapının yanı sıra ilk yerleşim yerlerinden olması ve dinsel düşüncenin gelişmiş olduğunu gösteren özellikleri ile de öne çıkmaktadır. Milattan Önce 10.000’li yıllarda inşa edilmiş, kendi zamanına göre oldukça gelişmiş bir uygarlık görüntüsü vermektedir. Çünkü aynı zamanlarda dünyanın çoğunluğu hâlâ göçebe yaşam tarzını yürütmekteydiler.

Göbeklitepe’ye kadar olan tarih anlatısı, insanların bu zaman dilimine kadar herhangi bir şekilde topluluk halinde yaşamaya ihtiyaç duymadıkları yönündedir. Genelde sadece av için bir araya gelirler ve daha sonra ayrılırlardı. Temel besinleri avcılığın yanında denk geldikleri meyve ve sebze türleriydi. Ancak üretime dair hiçbir faaliyet göstermemekteydiler çünkü üretimin olması için ortak bir çalışma söz konusu değildi.

Ancak Göbeklitepe’nin bir yerleşim yeri olarak açığa çıkmasıyla o dönemlerde insanların topluluk olarak bir arada ve sabit bir yerde yaşamaya başladıkları görülmüş, gerek ev gerekse anıt yapımında ilerlemiş oldukları saptanmıştır. Bu durum da bilim insanları kadar kültüre meraklı pek çok insanın şaşırmasına neden olmuştur. Tamamen ilkel olarak adlandırılan dönem insanlarının sanıldığı kadar ilkel olmadıklarını açıklayan Göbeklitepe beraberinde birtakım okült inançları da yanında getirmiştir.

Göbeklitepe Gizemleri Nedir?

göbeklitepe hikayesi kısa

Göbeklitepe’nin sadece insanlık tarihi için değil aynı zamanda dinler tarihi için de önemi bulunmaktadır. Göbeklitepe gizemi olarak adlandırılan ve bu bölgedeki kişilerin merak duymasına neden olan anıtsal yapının sırrı tam olarak hâlâ çözülememiş durumdadır.

Yerleşimde bulunan ve çok dikkat çekici olan megalitik yapılar çeşitli hayvan sembolleri ile soyut resimleri barındırmaktadırlar. Bu resimler kabartma ya da oyma yöntemi ile yapılmıştırlar.

Aslan, akbaba, tilki, yılan sütunlarda sık olarak kullanılan figürler arasındadır. Ancak bazı hayvan figürleri tam olarak neyi temsil ettiği anlaşılmamaktadır. Hatta birkaç figür dinozora dahi benzemektedir. Sütunlar, boşluk bırakılmadan pek çok resimle süslenmiş olduğu için devamlılığı olan bir öykü anlattıkları yaygın kabul edilen görüş niteliğindedir. T şeklinde olan sütunların ise insanları temsil ettiği düşünülmektedir.

Fakat bir bütün olarak bakıldığında sütunların ve çizimlerin o dönemin insanlarının inançları gereği yapıldıkları anlaşılmaktadır. Animizm ya da totemizm kapsamında yapılan bu türden sütunlar ve çizimler ilk inançlara rast gelmek açısından önem taşımaktadırlar. Bilindiği gibi inancı sistematik olarak tarihte ilk kullanan topluluk Sümerler’dir. Ancak Sümerler, Göbeklitepe’den yaklaşık beş bin yıl sonra var olmuşlardır. Bu durumda aradaki boşlukta inançların nasıl bir evrim gösterdiklerini de anlamak mümkün hale gelmektedir. Muhtemelen doğadaki her şeyin ruhu olduğuna ve onların da kendilerini koruduklarına inanan Göbeklitepe sakinleri bu ruhlardan yardım istemek ya da minnet göstermek için sütunları inşa etmişlerdir. Bu majik dönemde gelişen düşünceler daha sonra Sümerler’de sistematik bir din inancına dönüşmüştür. Göbeklitepe bu bakımdan dinler tarihi meraklıları için de gizem barındıran önemli bir yerdir.

Göbeklitepe için önemli bir iddia da Sirius İddiası olarak bilinmektedir. Gök cisimlerinin hareketlerinin takip edilerek Göbeklitepe’nin yapıldığını iddia eden bu görüş, Göbeklitepe’nin gök cisimlerinin hareketlerini saptamak ve onlara tapınmak amacıyla yapıldığını öne sürmektedir. Her ne kadar bu görüşün doğrulanması zor olsa da çürütmek için de yeterli veriler bulunmamaktadır. Bu durum da Göbeklitepe’nin gizemlerini arttırmaktadır.

Göbeklitepe’ye Nasıl Gidilir?

göbeklitepeye nasıl gidilir

Göbeklitepe nerede sorusu soruyorsanız bunun Türkiye’de olduğunu bilmek sizi şaşırtmamalı! Bu gizemli yeri görmek için çeşitli Göbeklitepe turu düzenleyen etkinliklere katılabilir ya da kendiniz bu eşsiz bölgeyi gezebilirsiniz. Göbeklitepe’ye şahsi araç ile ulaşım oldukça kolaydır. Şanlıurfa Göbeklitepe ulaşım için diğer alternatifler ise toplu taşımadır. Şehir merkezinden kalkan 100 numaralı otobüsler ile hızlı ve kolay bir şekilde Göbeklitepe’ye ulaşabilirsiniz. Otobüs saatleri mevsimlere göre farklılık göstermekle birlikte yaz aylarında gidiş 10.00 ve 16.00 dönüş ise 12.00 ve 18.00 olarak hizmet vermektedirler.

Göbeklitepe’yi Ziyaret Etmek

Göbeklitepe hakkında bilgi almak ve Göbeklitepe hikayesi kısaca öğrenmek istiyorsanız bu eşsiz bölgeyi ziyaret ederek en doğru bilgiyi hızlı bir şekilde öğrenebilirsiniz. Göbeklitepe geçen senelerde yapılan çalışmalar yüzünden ziyaretçi kabul etmemekteydi ancak günümüzde Göbeklitepe müzesi olarak hizmet vermektedir. 15 Nisan ve 2 Ekim tarihleri arasında 08.00 – 18.30 arasında, 3 Ekim ve 14 Nisan arasında ise 08.00 – 16. 30 saatlerinde hizmet vermektedir. Göbeklitepe kaç yıllık tarihe sahip ya da Göbeklitepe ile ilgili bilgiler elde etmek istiyorsanız bu özel ören yerini ziyaret etmek, insanlık tarihi hakkında çok fazla bilgi sahibi olmanızı sağlayacaktır. Göbeklitepe giriş ücreti ise tam 36 TL olarak belirlenmiştir. Öğrencilere, emeklilere ve çeşitli meslek gruplarına indirim uygulanmaktadır.

Göbeklitepe Yılı Nedir?

şanlıurfa göbeklitepe

İnsanlık tarihi açısından önemine atfen Urfa Göbeklitepe, 2018 yılında UNESCI Dünya Mirası Listesi’ne girmeye hak kazanmıştır. Bu sayede tüm dünya tarafından önemi kabul edilmiş ve korunmaya değer bir alan olduğu tescil edilmiştir. UNESCO listesine girmesi ile birlikte dünya çapından ziyaretçileri de kendisine çeken Göbeklitepe’nin önemini aynı zamanda 2019 Göbeklitepe yılı da arttırmıştır. 2019 yılında Göbeklitepe için çeşitli akademik programlar düzenlenmiş, kitaplar bastırılmış, Göbeklitepe belgeseli çektirilmiş ve benzeri tanıtımına yönelik etkinlikler hazırlanmıştır. Bu sayede son dönemlerde kendisine yönelik ilgi artmış ve her geçen gün de artmaktadır.

Göbeklitepe Hakkında Şaşırtıcı Bilgiler

gobeklitepe hakkında bilgi

Göbeklitepe araştırma sonuçları ve bulunuşundan itibaren insanları şaşırtmaya devam etmektedir. İnsanlık için bu özel bölgeyi öne çıkaran bilgiler şu şekildedir;

  • Tarihin ilk büyük tapınağıdır. Bölgesinde 20’ye yakın tapınak olmasına rağmen Göbeklitepe bunlar arasında öne çıkan özel bir bölgedir. Tapınakların yapımı için oldukça fazla uğraş verilmiş ve dönem imkânlarına göre senelerce inşaat faaliyetleri yürütülmüştür.
  • Yapımında çok fazla sayıda insan çalışmıştır. Genelde ayrı gruplar halinde yaşayan insanlar, Göbeklitepe’nin etrafında bir araya gelmişiler, özellikle inşaat sırasında büyük gruplar halinde bulunmuşlardır. Sadece insan gücünün kullanılmadığı tespit edilen Göbeklitepe’de aynı zamanda pek çok yük ve binek hayvanı kullanılmış, dönemin yapı imkânları en üst düzeyde kullanılmıştır.
  • Özel bir yetiştirmecilik gerektiren buğday ve arpanın ilk olarak eldeki verilerden hareketle Göbeklitepe’de kullanıldığı anlaşılmaktadır. Buğdayın atası olarak geçen bu bitkinin eldeki verilerden hareketle ilk olarak Göbeklitepe’de yetiştirildiği anlaşılmıştır.
  • Göbeklitepe figürleri arasında en çok dikkat çeken üç boyutlu aslan figürüdür. Diğer figürler iki boyutlu olmasına rağmen özel bir teknik yapılarak kullanılan aslan figürü kendisine bakılan her bölgeden görülebilmekte ve ihtişamını ortaya çıkarmaktadır. Aynı zamanda o dönemlerde Anadolu coğrafyasında aslanın da yaşadığına işaret etmektedir.
  • Kullanılan yapı teknikleri açısından bölgenin inşa edilmesinde kan, su ve alkolün de kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu durum da yerleşik hayata geçenlerin yapıları için yeni teknikleri denediklerini göstermektedir.

Bir cevap yazın